Avrupa voleybolunda gözler çoğunlukla Şampiyonlar Ligi’ne çevrilir. Oysa kıtanın gerçek derinliği, bir alt basamakta oynanan CEV Kupası ile üçüncü kademedeki Challenge Cup turnuvalarında görülür. Türk kulüpleri için bu iki organizasyon uzun yıllardır sadece bir teselli sahnesi değil; aksine kupa kaldırılan, tecrübe biriktirilen ve genç kadroların Avrupa’ya alıştırıldığı gerçek bir laboratuvar oldu. 2026-2027 sezonunun kapıda olduğu şu günlerde, bu iki turnuvadaki Türk geçmişine ve beklentilere yakından bakmakta fayda var.
İkinci ve üçüncü basamak ne ifade ediyor
Avrupa kulüpler hiyerarşisinde en tepede Şampiyonlar Ligi yer alır. Hemen altında, ligindeki başarısına göre kulüplerin katıldığı ya da Şampiyonlar Ligi elemesinden düşenlerin dahil olduğu CEV Kupası bulunur. Challenge Cup ise üçüncü basamaktır ve genellikle daha geniş bir katılımcı yelpazesiyle, sürprizlere en açık turnuva olarak anılır.
Bu yapı, Türk takımları için ilginç bir esneklik sağlar. Şampiyonlar Ligi’nde erken elenen bir ekip CEV Kupası’na aktarılabilir; böylece Avrupa yolculuğu tek bir maçla bitmez. Format kağıt üzerinde ikincil görünse de rekabet düzeyi hiç de hafife alınacak gibi değildir. İtalyan, Polonyalı ve Fransız kulüpleri bu turnuvalarda çoğu zaman en güçlü kadrolarıyla sahne alır. Eşleşmeler çift maçlı sistemle oynandığı için tek bir kötü akşam, koca bir sezonun Avrupa hedefini rafa kaldırabilir.
Bir başka önemli ayrıntı, bu turnuvaların ülke kontenjanlarını doğrudan etkilemesi. Türk kulüplerinin buradaki istikrarlı başarısı, hem kadınlarda hem erkeklerde Türkiye’nin Avrupa sıralamasındaki yerini güçlendiriyor. Yani bir CEV Kupası maçı sadece o kulübü değil, ligin bütününü ilgilendiren bir puan hesabına dokunuyor.
Kadınlarda köklü bir kupa geleneği
Türk kadın voleybolunun Avrupa’daki ağırlığı sadece Şampiyonlar Ligi zaferleriyle sınırlı değil. CEV Kupası, İstanbul kulüplerinin adeta ikinci evi haline geldi.
- Eczacıbaşı, bu kupanın en başarılı Türk temsilcisi. 1998-99’da başlayan seri, 2017-18 ve 2021-22 zaferleriyle üç kupaya ulaştı.
- VakıfBank 2003-04’te, Fenerbahçe ise 2013-14’te CEV Kupası’nı müzesine götürdü.
- En taze başarı ise Galatasaray‘dan geldi. Sarı kırmızılılar 2025-26 sezonunda kupayı kaldırarak Türk kulüplerinin bu turnuvadaki toplam sayısını altıya çıkardı.
Challenge Cup cephesinde de tablo zengin. VakıfBank 2007-08’de, Bursa Büyükşehir Belediyespor ise 2014-15 ve 2016-17’de bu turnuvada zirveye çıktı. 2020-21 sezonunda Yeşilyurt’un aldığı kupa, Anadolu ve İstanbul dışı kulüplerin de bu sahnede söz sahibi olabileceğini gösterdi.
Neden bu kupalar önemli
Bu iki turnuva, ilk on ikiye giremeyen ya da bütçesi Şampiyonlar Ligi düzeyine ulaşmayan kulüpler için Avrupa vitrinidir. Genç oyuncular burada uluslararası ritme alışır, teknik ekipler farklı ekollerle sınanır. Bir CEV Kupası finali, bir kulübün transfer masasındaki çekim gücünü de doğrudan artırır.
Erkeklerde Ankara ekseni ve İzmir çıkışı
Erkeklerde tablo biraz daha başkent ağırlıklı. Halkbank 2012-13 sezonunda CEV Kupası’nı kazanarak Türk erkek voleybolunun bu turnuvadaki ilk büyük başarısına imza attı. Yıllar sonra Ziraat Bankkart, 2024-25 sezonunda aynı kupayı müzesine taşıyarak Ankara’nın gücünü tazeledi.
Challenge Cup tarafında ise İzmir’in payı büyük. Arkas 2008-09’da bu kupayı kazanan ilk Türk erkek takımı oldu. Fenerbahçe de 2013-14 sezonunda Challenge Cup’ı kaldırarak listeye eklendi. Halkbank ve Ziraat Bankkart’ın farklı sezonlarda oynadığı finaller, Türk erkek kulüplerinin bu basamakta da düzenli biçimde son sözü söyleme kapasitesine ulaştığını ortaya koyuyor.
2026-2027 sezonuna bakış
Yeni Avrupa sezonu sonbaharda start alıyor. Şampiyonlar Ligi lig aşaması eylülün ortasında başlarken, CEV Kupası ve Challenge Cup eşleşmeleri de takvimde yerini alıyor. Türk kulüplerinden beklenti her zamanki gibi yüksek; çünkü hem kadınlarda hem erkeklerde bu turnuvalar artık bir alışkanlık meselesi.
Sezonun nasıl geçeceğini birkaç başlık belirleyecek:
- Kadro derinliği: Uzun bir sezonda hem lig hem Avrupa yükünü taşıyacak geniş rotasyonlar, bu turnuvalarda farkı yaratır.
- Deplasman yönetimi: Doğu Avrupa’nın zorlu salonlarında alınacak sonuçlar, tur atlamada belirleyici olur.
- Genç yatırımı: Bu kupalar, milli takımlara oyuncu kazandıran doğal bir gelişim hattı işlevi görmeye devam edecek.
Kesin kadro dağılımları ve eşleşmeler netleştikçe tablo daha da okunur hale gelecek. Ancak geçmiş, Türk voleybolunun bu iki cephede boş dönmeye pek alışık olmadığını açıkça gösteriyor.
Sonuç
CEV Kupası ve Challenge Cup, Türk voleybolu için asla ikinci sınıf bir hedef olmadı. Kadınlarda Eczacıbaşı, VakıfBank, Fenerbahçe ve Galatasaray’ın kupaları, erkeklerde Halkbank, Ziraat Bankkart ve Arkas’ın başarıları, bu turnuvaların ne kadar ciddiye alındığının kanıtı. 2026-2027 sezonunda da bu geleneğin süreceğini düşünmek için elimizde yeterince veri var. Şampiyonlar Ligi’nin ışıltısı kadar, bir alt basamaktaki bu sessiz başarı da Türk voleybolunun Avrupa’daki gerçek derinliğini anlatıyor.